LOGO
"Uzay Kovboyları" Eleştirisi

Huzur Mekiği!

Güven KAVADARLI - 20 Ekim 2000 (Bu yazı ilk olarak ntvmsnbc.com sitesinde yayınlanmıştır)
Uzay Kovboyları Görsel: Sinema tarihinin John Wayne ile birlikte en ünlü iki kovboyundan biri olan Clint Eastwood, bu kez atını bir kenara bağlayarak uzay mekiğine atlıyor. (Kaynak: collectors.com)

İnsanın işinin elinden alınıp daha uygun görülen birine verilmesi kötü bir durumdur. Ama ne demişler “beterin beteri vardır”. Filmimizin kahramanları işlerini bir maymuna devretmek zorunda kalıyorlar. Şimdi herkes bir an için kendi işini bir maymunun yaptığını hayal etsin. Pek hoş bir durum olmazdı öyle değil mi? Tanrıya şükür henüz maymunların yapabildikleri tek meslek astronotluk... Bizler belki bu teselliyle yüreklerimize su serpebiliyoruz ama Frank, Hawk, Tank ve Jerry bunu yapamıyorlar çünkü onların amacı zaten astronot olmak.

Film geçmişi anlatan siyah-beyaz sahnelerle başlıyor. 1958 yılında hava kuvvetlerinin Daedalus adlı özel bir ekibine üye dört test pilotu, uzaya gitme çalışmalarında yer alabilmek için kendilerini hazırlamaktadır. Çalışmaları sırasında düşürdükleri son uçakla beraber gelen acı haberi bir basın toplantısında öğrenirler. Hükümet uzay araştırmalarını yürütmesi için NASA adı verilen yeni bir birim oluşturmuştur. Dahası dört kafadar projenin dışına alınarak yerlerine mekiği kullanması için bir maymun atanmıştır. Bu oldukça eğlenceli girişin ardından konu günümüze atlıyor. Soğuk savaş yıllarında uzaya gönderilmiş, Rusya’ya ait bir iletişim uydusu yörünge programının bozulması sonucu giderek Dünya’ya yaklaşmaktadır. Uyduda kullanılan programın eskiliğinden dolayı NASA’nın bilim adamları uyduya müdahale etmekten acizdirler. Programın dilinden en iyi anlayan kişi ise yıllar önce uzaya gitme hevesi kursağında kalan Frank Corvin’den başkası değildir. NASA’nın kendisinden yardım istemesinin ardından Frank şartlarını öne sürer: Daedalus ekibi yeniden bir araya getirilecek ve uyduyu yörüngesine oturtmak göreviyle uzaya gönderilmelerine izin verilecektir. İstekleri kabul edilen Frank’in bilmediği şey ise olayın bilinenden farklı boyutları olduğudur.

“Uzay Kovboyları” artık hayallerini gerçekleştirme şanslarının kalmadığına inandıkları bir yaşta, beklenmedik bir fırsat yakalayan dört ihtiyar delikanlının eğlenceli öyküsünü anlatıyor. Filmde, Amerikalılar’ın soğuk savaş dönemi paranoyalarının hala devam ettiğini gösteren bir yan konu da yok değil ama yine de filmi sürükleyen ana olay, yaşı geçkin dört astronotun göreve hazırlık aşamalarında içine düştükleri gülünç durumlar...

İdealizm, kahramanlık, fedakarlık ve ekip ruhuna sahip olma kavramları benzer Hollywood yapımlarında olduğu gibi yine bol kepçe kullanılıyor. Durum böyle olunca da ortaya, seyirciyi eğlendirmekten ve zaman zaman duygulandırmaktan başka bir hedefi olmayan eli yüzü düzgün bir filmden fazlası çıkmıyor.

Filmin en çekici yanı ise elbette oyuncuları... 70’lik Clint Eastwood, 72’lik James Garner, 66’lık Donald Sutherland ve onların yanında liseli genç gibi kalan 54’lük Tommy Lee Jones, kendilerini hiç zorlamadan çok hoş kompozisyonlar çiziyorlar. Hepsini bir arada seyretmenin, bir sinemasever için keyfine doyulmaz anlar yarattığı inkar edilemez. Aslında Clint Eastwood, yine bu filmde olduğu gibi yönetmenliğini ve yapımcılığını da üstlendiği “Unforgiven-Affedilmeyen” filminde, bir kez daha “dede”leri bir araya toplamıştı. Fakat kendisiyle beraber, Morgan Freeman, Gene Hackman ve Richard Harris’in oynadığı, en iyi film Oscar’ına sahip o yapımın, “Uzay Kovboyları”ndan birkaç gömlek daha üstün olduğunu söylemek sanıyorum yanlış olmaz.

Tepkiniz:
Paylaşın: